Güneydoğu Anadolu'nun toplam ihracatındaki yüzde 29,9 payı ile liderliğini sürdüren hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün ihracatı Ocak-Şubat aylarında 552,8 milyon dolar oldu.
Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre bölgedeki hububat sektörü ihracatı miktar bazında yüzde 7, değer bazında yüzde 5,2 geriledi. İki aylık süreçte yaklaşık olarak 187 bin ton makarna, 127 bin ton buğday unu, 68 bin ton da ayçiçek yağı ihraç edildi. En fazla gelir elde edilen ürün olan ayçiçek yağındaki ihracat yüzde 14,1 artış ile 108,1 milyon dolara ulaşırken, ikinci sırada yer alan makarnanın ihracatı yüzde 11,7 artışla 103 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ortalama ihracat birim fiyatlarındaki artışın yüzde 1,9 olduğu bu dönemde Orta Doğu’ya ihracat yüzde 21,4 düşüşle 231 milyon dolar oldu.
Güneydoğu Anadolu Hububat, Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu sektörün son dönemde aynı anda finansman, lojistik ve rekabet baskılarıyla karşı karşıya kaldığına ve bölgedeki gelişmelerin ticaret akışını zorlaştırdığına dikkat çekerek, “Irak’taki tahsilat süreçlerinden Suriye’de uygulanan yüksek vergilere, Körfez’deki çatışma nedeniyle artan taşımacılık maliyetlerinden Rusya-Ukrayna savaşının tedarik süreçleri üzerindeki etkisine kadar birçok başlık sektör üzerinde eş zamanlı baskı oluşturuyor” dedi.
“Ticaret altyapısının güçlenmesi bölgesel gıda güvenliği açısından kritik”
Gıda ihracatçılarının bu dönemde ticareti sürdürebilmek için her zamankinden daha temkinli ve dikkatli hareket etmek zorunda kaldığına dikkat çeken Kadooğlu şunları söyledi:
“Irak pazarında son dönemde ödeme süreçlerinde yaşanan aksaklıklar ihracatçı firmalarımızın finansman dengeleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturmuş olsa da bu alanda geçici bir iyileşmenin başlamış olması olumlu. Kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün sağlanması için Ticaret Bakanlığımızın ilgili kurumlarla yürüttüğü çalışmaların devam ettiğini biliyoruz ve bu sürecin olumlu sonuçlar vereceğine inanıyoruz. Irak ile ticaretimizin güvenli ve kesintisiz şekilde sürdürülmesi açısından Halil İbrahim Kapısı her zaman merkezi bir rol üstlendi ancak son dönemde bölgedeki gümrük kapılarının da ticaret akışında giderek daha fazla önem kazandığını görüyoruz. Bu durum, ihracatın tek bir geçiş noktasına bağımlı kalmadan daha dengeli bir şekilde ilerlemesi açısından sektör için önemli bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Türkiye’nin güçlü üretim ve işleme kapasitesi ile Irak başta olmak üzere yakın coğrafyanın gıda tedarikinde üstlendiği rol düşünüldüğünde, tahsilat süreçlerinin sağlıklı işlemesi ve ticaret altyapısının güçlendirilmesi hem ihracatçılarımız hem de bölgesel gıda güvenliği açısından kritik önem taşıyor.”
“Belirsizlikler rekabetçiliği etkileyen yapısal meseleler olarak değerlendirilmeli”
Bölgedeki jeopolitik gerilimlerin yarattığı belirsizliğin özellikle taşımacılık ve lojistik süreçlerinde yeni maliyet baskıları doğurduğunun altını çizen Kadooğlu şunları belirtti:
“ABD/İsrail’in İran’a saldırması sonucunda bölgemizde yaşanan jeopolitik gelişmeler ve Körfez hattındaki risk algısı nedeniyle bazı taşıma firmaları navlun fiyatlarına ek talepler yansıtıyor ancak bu ek maliyetlerin, hangi risk değerlendirmesine dayanarak belirlendiğinin çoğu zaman net olmadığı görülüyor. Ortaya çıkan tablo, belirli ve şeffaf kriterlere dayanan bir uygulamadan çok, savaş ortamının yarattığı belirsizlikten beslenen bir fiyatlama davranışına işaret ediyor. Oysa ticari süreçlerin, teslimat takvimlerinin ve uluslararası ticarete ilişkin düzenlemelerin savaşın mücbir sebep niteliği dikkate alınarak daha dengeli bir çerçevede ele alınması gerekir. Bu zorlu ortamda rekabet koşullarının giderek daha karmaşık hale geldiğinin unutulmaması gerekir. Özellikle Mısır’ın Afrika Birliği ve çeşitli bölgesel ticaret anlaşmaları sayesinde elde ettiği avantajlar, buğday unu ve makarna başta olmak üzere birçok üründe Türk ihracatçılarının rekabet alanını daraltabiliyor. Savaş ve navlun krizinin derinleştiği dönemlerde bu fark daha da belirgin hale geliyor çünkü gıda ticaretindeki rakiplerimizden Mısır’ın coğrafi ve ticari konumu, bölgedeki çatışma hatlarından Türkiye kadar doğrudan etkilenmemesini sağlıyor. Bu nedenle lojistik maliyetlerindeki artış ve ticari belirsizlikler yalnızca geçici bir kriz değil, aynı zamanda rekabet dengelerini etkileyen yapısal bir mesele olarak

Galatasaray
Fenarbahçe
Samsunspor
Beşiktaş
Başakşehir
Eyüpspor
Göztepe
Trabzonspor
Kasımpaşa
Konyaspor
Antalyaspor
Gaziantep FK
Kayserispor
Rizespor
Alanyaspor
Sivasspor
Bodrum FK
Hatayspor
Adana Demir
Kocaelispor
Gençlerbirliği
F. Karagümrük
İstanbulspor
Erzurumspor FK
Bandırmaspor
Iğdır F.K
Boluspor
Amed Sportif F.
Çorum Fk
Ümraniyespor
Erokspor
A. Keçiörengücü
Pendikspor
Sakaryaspor
Ankaragücü
Manisa FK
Şanlıurfaspor
Bir Yorum Bırakın