İki yıl önce, 20 Temmuz 2024’te, Atilla Karaduman ağabeyin vefat ettiğini duyduğumda, “Güne dört kelimeden oluşan ‘ATİLLA KARADUMAN VEFAT ETTİ’ haberiyle uyanmak, en azından aynı dönemi hissederek yaşamış insanlar için çok acı. Bizim kuşağın gazetecileri için rol model Atilla Ağabeydi. İçim yandı; 38 yıl öncesinin anıları film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti.” demiştim.
Aradan iki yıl geçti. Hâlâ aynı duyguları yaşıyorum. Hatta aynı mesleği paylaşmanın gururunu yaşaması gerekenlerin cenaze namazına ve mezarlığa gelmemeleri, dahası duayen bir gazetecinin vefatını kendi gazetelerinde haber dahi yapmamaları beni daha da derinden yaralamıştı. O gün yakınlarıma, “Ben öldüğümde basın camiasından kimsenin geleceğini aklınızdan bile geçirmeyin. Siz ve beni ben olduğum için seven dostlarım yeter.” diye söylemiştim.
Ne yazık ki artık cenazelere katılanların önemli bir bölümü, geride kalanların siyasi, ekonomik ya da bürokratik gücüne göre tavır alıyor. O güç yoksa, vefat eden kişi uzayda yeni bir gezegen keşfetmiş olsa bile pek önemsenmiyor.
Atilla Ağabey ile 1986 yılında Yeni Gazete’de çalışırken tanıştık. 1987 yılında ise Hürriyet Caddesi Söylemez İşhanı’nın üçüncü katında, ben Anadolu Ajansı’nda, o da Milliyet Gazetesi’nde görev yapıyordu. Büro komşusuyduk. Milliyet bürosunda çalışanlardan merhum Kemal Bağcı, merhum Abdullah Babat, Bülent Çulcuoğlu, Nihat Düzgün ve Ahmet Buğahan bugün de zihnimde capcanlı duruyor.
“Büro komşusu” demek aslında eksik kalır. Haber dışında neredeyse her anımız birlikte geçerdi. Ama haber paylaşımı, gazetecilik mesleğinde büyük ayıp sayılırdı. Kimse kimsenin haberini istemez, kendi gazetesine taşımaya kalkışmazdı. O yıllarda gerçekten gazetecilik yapılırdı. Haber atlama ve haber atlatma heyecanı yaşanırdı.
Acı da oldu, tatlı da… Milliyet’te Atilla Ağabey ve Kemal Bağcı birlikte çalışıyordu. Kemal Bağcı’nın yeğeni de büroda temizlik işleriyle ilgilenirdi. Bir gün rahmetli Kemal’i kastederek, “O şerefsiz nerede?” diye seslenince yeğeni hiç düşünmeden, “Hangisi?” diye cevap vermişti. Atilla Ağabey bunu duyunca uzun süre gülme krizine girmişti.
Atilla Ağabey; giyimiyle, özenli Türkçesiyle, haber yazımındaki ustalığıyla ve haber takibindeki titizliğiyle gazeteciliği meslek edinmek isteyenler için gerçek bir rol modeldi. En azından benim için öyleydi. Milliyet’in gerçekten Milliyet olduğu yıllarda çok değerli haberlere imza attı. İmrenilen bir gazetenin, saygıyla takip edilen temsilcilerinden biriydi.
Ne yazık ki güzel günler kalıcı olmuyor. Bildiğim bir şey var: Atilla Ağabey, hayatına dokunduğu insanların zor zamanlarında yanlarında olabilmek için elinden geleni yapardı. Daha fazlasını yapabilir miydi? Bunu bilemem.
Son yıllarını Balıkesir ile Gaziantep arasında geçirdi. Son gidiş, son dönüş… Ve iki yıl önce film bitti.
Yazılacak, anlatılacak o kadar çok anı var ki… Ama kim umursar, kim okur? Kim, kim olduğunu merak eder? Bunu da bilmiyorum.
Atilla Karaduman, değerini kendisinin bilmediği değerlerimizden biriydi.
Ailesinin ve kıymetini bilen dostlarının başı sağ olsun.
Çok üzgünüm.
Üzüntüm hâlâ dinmedi.

Galatasaray
Fenarbahçe
Samsunspor
Beşiktaş
Başakşehir
Eyüpspor
Göztepe
Trabzonspor
Kasımpaşa
Konyaspor
Antalyaspor
Gaziantep FK
Kayserispor
Rizespor
Alanyaspor
Sivasspor
Bodrum FK
Hatayspor
Adana Demir
Kocaelispor
Gençlerbirliği
F. Karagümrük
İstanbulspor
Erzurumspor FK
Bandırmaspor
Iğdır F.K
Boluspor
Amed Sportif F.
Çorum Fk
Ümraniyespor
Erokspor
A. Keçiörengücü
Pendikspor
Sakaryaspor
Ankaragücü
Manisa FK
Şanlıurfaspor
Bir Yorum Bırakın